Ay Işığı Gibi: İçindeki Işığı Hatırlamanın İlk Adımı

Bazı geceler vardır; gökyüzü kapkaranlık görünür, ama bulutların ardında ay her zaman oradadır.

İnsan da böyle değil midir?

Kendi ışığını kaybettiğini sandığı anlarda ya da ışığını bulamadığında bile, aslında içindeki o küçük parıltı hiç sönmemiştir; sadece görünürlüğünü sen fark etmeden kısmışsındır.

Ben uzun zaman boyunca “ışığımı bulma” fikrinin büyük bir içsel dönüşüm olduğunu düşünürdüm. Oysa meğer ışık, bir şey olduktan sonra gelen değil; zaten hep var olanmış. Biz sadece kendi gölgemize çok yaklaşıp bakmaktan, ışığımızdan uzaklaşmışız. 

Bir sabah kahvemi, kitabımı aldım, uzaklara öylece dalıp bakarken fark ettim bunu.  Uzaklarda gördüğüm solgun bir ışık vardı; öyle güçlü değil, öyle iddialı değil. Tam tersi; sade, yumuşak, hatta biraz mahcubiyetle dolu. Ama dokunduğu her şeyi güzelleştiriyordu.

O an fark ettim:

Belki de insanın içindeki ışık tam olarak böyle bir şeydi… Küçük ama etkili. Sessiz ama kalıcı.

bb-LUNA, benim için o anı temsil ediyor; o durmayı, o bakmayı, o hissetmeyi. Hayatın hızını değil, nefesin ritmini merkeze koymayı.

Çünkü insan kendini yavaşlayarak keşfeder. Duygular da yavaşlayınca ayrıştırılır; birikirken karışan her şey, fark edildiğinde hafifler ve kabul edilir.

İçindeki ışığı hatırlamanın ilk adımı işte burada başlıyor:

Karanlığa kızmadan, karanlıktan kaçmadan…

Duygularından utanmadan, duyguları saklamadan, bastırmadan… En önemlisi de kendine içsel dürüst olabiliyorsan.

Sadece ışığın yeniden görünmesine izin verebilirsin.

Bazen bir fotoğrafın dokusu, bazen bir cümlenin içindeki sessizlik, bazen gecenin tam içinden geçen bir nefes bunu hatırlatır. Ve aniden, hiçbir şey değişmemiş gibi görünse de her şey değişir.

Çünkü sen değişirsin.

Kendini duymaya başlarsın.

Ay ışığı hiçbir zaman güneş gibi parlamaya çalışmaz; onun gücü sadeliğindedir.

Senin ışığın da öyle.

Yorulmuş olabilir, saklanmış olabilir, hatta unutulmuş gibi gelebilir…

Ama asla kaybolmaz.

İçindeki ışığı hatırlamanın ilk adımı, tam da bu farkındalıkla başlar.

Yavaşla. Bak. Hisset. 

Ve hatırla:

Senin parıltın, aradığın yerde değil; içinde durduğun yerde seni bekliyor.

İlginizi Çekebilecek Yazılar

Kitap

Sen Yeter ki İste

İstedikleriniz Neden Gerçekleşmiyor? Pierre Franckh Formülü “Sen Yeter Ki İste” Hayatınızda bir şeylerin değişmesini istiyor ama nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz? Sen Yeter Ki İste, dileklerin sadece

Slayt

Minimalistlik: Azın İçindeki Çoğu Hatırlamak

Gündelik hayatın telaşı, biriktirdiklerimizin ağırlığını çoğu zaman görünmez. Evimizin köşelerine gizlenen eşyalar, zihnimizin kıyısında bekleyen düşünceler ve kalbimizin ritmini bozan koşuşturmalar… Hepsi derinden derine aynı