Hayatın hızını çoğu zaman biz belirleyemiyoruz; gündelik koşuşturma, beklentiler, sorumluluklar ve “yetişmeliyim” hissi bizi kendi ritmimizden uzaklaştırıyor. Böyle olunca da en temel soruyu unutuyoruz:
Benim önceliğim ne?
Bu sorunun cevabı dışarıda değil; başkalarının senden beklediklerinde, toplumun kalıplarında ya da yapılacaklar listesinde hiç değil. Öncelik, insanın kendi iç sesiyle yeniden buluştuğu yerde başlıyor.
Kendimi daha sakin bir ben olma yoluna soktuğum bir dönemde nefes egzersizleri ve meditasyon çalışmalarıyla; zihnimdeki karma karışık gürültüyü susturmuştum. Bu çalışmaların devamın da fark ettim ki, aslında ben yıllardır kendime ait hissettiğim birçok öncelik bana ait değilmiş. Bazen başkalarının mutluluğunu kendi mutluluğumun önüne koymuşum, bazen bir işi “bitirme” arzusunu kendi iç huzurumun üzerine yazmışım, bazen de kaçırma korkusuyla, aslında bana hiçbir şey katmayan yolları seçmişim.
Kendine öncelik vermek bencilce bir hareket değildir;
Aksine en başta kendine olan sorumluluğundur. Çünkü insan kendini ihmal ettikçe dünyayı daha yorgun görür, kendini duydukça ise her şey daha netleşir.
Meditasyonda en sevdiğim anlardan biri, düşüncelerin akışını yalnızca izleyebildiğim o durgunluktur. Hiçbirini itmek yok, bastırmak yok… Sadece bakmak. Bu bakışta, önceliklerin kendiliğinden ortaya çıktığını fark ediyorsun.
Hangisi sana iyi geliyor?
Hangisi seni ağırlaştırıyor?
Hangisi sana ait, hangisi sana yüklenen bir etiket?
Duygu ayrışımı da tam burada devreye giriyor. Korkunun sesini istek sanmış olabiliyorsun. Alışkanlıkları, ihtiyaç gibi görmüş olabiliyorsun. Oysa kendini yavaşlatınca, her duygu kendi rengini gösteriyor. Ve sen o renkleri gördükçe, neyi önceliklendirmen gerektiği içsel bir açıklıkla beliriyorsun.
Öncelik bazen bir fincan kahve eşliğinde verilen beş dakika moladır. Bazen bir cümlenin içindeki sessizliği duyabilmektir. Bazen bir hedefi ertelemek, bazen bir duyguyu kabul etmek, bazen de sadece “bugün ben” diyebilmektir.
Unutmamak gerekiyor:
Hayat sana sürekli bir şeyler sorar; ama en önemli soruyu yalnızca sen kendine sorabilirsin:
Bugün gerçekten neye ihtiyacım var?
Önceliğini yazmak, kendi içsel haritanı yeniden çizmek gibidir. Daha net, daha sakin, daha dürüst.
Dış dünyanın gürültüsünü azaltıp, iç dünyanın ışığını yükselt.
Ve belki de işin en güzel yanı şudur:
Sen kendine öncelik verdikçe, hayat da seni daha iyi duymaya başlar. Kendine dön ve önceliklerini yaz.

Kitap
Sen Yeter ki İste
İstedikleriniz Neden Gerçekleşmiyor? Pierre Franckh Formülü “Sen Yeter Ki İste” Hayatınızda bir şeylerin değişmesini istiyor ama nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz? Sen Yeter Ki İste, dileklerin sadece
