Hayat ve Diğer Hastalıklar – Alper Hasanoğlu | Kitap İncelemesi
Hayatı anlamaya çalışırken çoğu zaman kendimizi yalnızca iyi hissettiğimiz anlar üzerinden değerlendirmiyoruz. İlişkilerimiz, beklentilerimiz, kırgınlıklarımız, yalnızlıklarımız, çocukluktan taşıdığımız izler ve bazen anlam veremediğimiz duygular da hayatın bir parçası. Alper Hasanoğlu’nun Hayat ve Diğer Hastalıklar kitabı, tam da bu insan olma hâllerinin üzerine düşünüyor.
Hayat ve Diğer Hastalıklar — insan olma hâllerine sakin bir bakış.
Psikiyatrist Alper Hasanoğlu, kitabında kadından erkeğe, aşktan ilişkilere, çocukluk deneyimlerinden varoluşsal boşluklara kadar pek çok konuyu ele alıyor. Kitap, tek bir hikâyeyi takip etmek yerine farklı başlıklar ve denemeler üzerinden ilerliyor; bu yüzden her bölüm, insanın kendisine veya çevresindeki ilişkilere başka bir pencereden bakmasını sağlayabiliyor.
Hasanoğlu’nun anlatımında dikkat çeken bir başka özellik ise dilinin doğrudan olması. Bazı bölümlerde düşündürücü, bazı bölümlerde iğneleyici ve mizahi bir anlatımla, günlük hayatta normalleştirdiğimiz davranışların arkasındaki psikolojik dinamiklere dikkat çekiyor.
İnsan Olmanın Gündelik Halleri
Kitabın en güçlü taraflarından biri, psikolojiyi yalnızca klinik kavramlar üzerinden anlatmaması. Aşk, ilişkiler, kadın ve erkek olma biçimleri, beklentiler, mutsuzluk ve insanın kendisiyle kurduğu ilişki gibi hepimizin hayatında karşılığı olan konular üzerinden ilerliyor.
Bazen bir ilişkide neden aynı tartışmaların tekrarlandığını, neden bazı davranışlara diğerlerinden daha fazla tepki verdiğimizi ya da neden bazı beklentilerin bizi sürekli hayal kırıklığına uğrattığını düşünürüz. Kitap, bu sorulara tek ve kesin cevaplar vermekten çok, davranışlarımızın ve duygularımızın arkasındaki nedenlere bakmayı öneriyor.
Belki de kendimizi anlamanın ilk adımı, yaşadığımız her duyguyu hemen değiştirmeye çalışmak yerine önce onun bize ne anlatmaya çalıştığını fark etmektir.
Aşk ve İlişkilerin Görünmeyen Tarafı
İlişkiler, kitabın dikkat çeken konularından biri. Çünkü insanın kendisiyle ilgili birçok şeyi en açık biçimde ilişkilerinde görmesi mümkün.
Sevilme ihtiyacı, beklentiler, hayal kırıklıkları, bağlılık, yalnızlık ve karşı taraftan beklediklerimiz; çoğu zaman yalnızca “ilişki sorunu” olarak değerlendirilse de daha derin kişisel dinamiklerin bir yansıması olabilir. Hasanoğlu’nun yaklaşımı, ilişkileri yalnızca romantik bir alan olarak görmek yerine insanın kendisini ve karşısındaki kişiyi tanıdığı bir alan olarak değerlendirmeye imkân veriyor.
Bir ilişkide yaşadığımız sorun bazen yalnızca karşımızdaki insanla ilgili olmayabilir. Kendi geçmişimiz, beklentilerimiz ve ilişki kurma biçimimiz de yaşananların önemli bir parçası olabilir. Bu açıdan kitap, “Karşımdaki neden böyle davranıyor?” sorusunun yanına “Ben bu ilişkinin içinde nasıl davranıyorum?” sorusunu da ekliyor.
Çocukluk, Travmalar ve Bugünün İzleri
Kitapta insanın geçmiş deneyimleri ile bugünkü yaşamı arasındaki bağlantılar da önemli bir yer tutuyor. Çocuklukta yaşananların, ilişkilerin ve edinilen deneyimlerin yetişkinlikteki düşünce ve davranış biçimlerimiz üzerinde iz bırakabileceği fikri, kitabın üzerinde durduğu konulardan biri. Ailelerden devralınan kalıpların ne kadar derine indiğini merak ediyorsan, Seninle Başlamadı üzerine yazdıklarım bu bölümün doğal bir devamı olabilir.
Ancak geçmişi anlamak, hayatı yalnızca geçmiş üzerinden açıklamak anlamına gelmiyor. Kendimizi tanımak bazen bugün verdiğimiz bir tepkinin, yıllar önce öğrendiğimiz bir düşünce biçimiyle bağlantılı olduğunu fark etmekle başlıyor. Bu nedenle kitap, geçmişe dönüp orada yaşamak yerine geçmişin bugün üzerindeki etkisini fark etmeye davet ediyor.
Mutsuzluk Her Zaman Bir Hastalık mı?
Kitabın düşündürücü taraflarından biri de mutsuzluk ve ruhsal sıkıntılara yaklaşımı. Günümüzde kendimizi kötü hissettiğimizde bunu hemen ortadan kaldırılması gereken bir problem olarak görmeye eğilimliyiz. Oysa her mutsuzluk bir hastalık anlamına gelmiyor. Hasanoğlu da depresyon ile günlük yaşamın doğal bir parçası olan mutsuzluk arasındaki ayrımın önemine dikkat çekiyor.
Belki de hayatın amacı her zaman iyi hissetmek değil; iyi hissetmediğimiz zamanları da anlayabilmek, onlara anlam verebilmek ve gerektiğinde destek alabilmek.
Mutsuzluğu tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine onun hayatımızdaki yerini anlamak, kendimizle daha gerçekçi bir ilişki kurmamıza yardımcı olabilir.
Kendine Dışarıdan Bakabilmek
Hayat ve Diğer Hastalıklar boyunca insanın kendisine dışarıdan bakabilmesi önemli bir yere sahip. Günlük hayatın içinde kendi davranışlarımızı çoğu zaman sorgulamadan sürdürüyoruz; bir şeye neden öfkelendiğimizi, neden sürekli aynı insan tiplerine çekildiğimizi ya da neden bazı duygularımızı kabul etmekte zorlandığımızı düşünmeden yaşayabiliyoruz.
Oysa farkındalık, her davranışımızı analiz etmek değil; gerektiğinde durup kendimize bakabilmek. İnsan kendisini tanımaya başladıkça yalnızca güçlü yanlarını değil, görmek istemediği taraflarını da fark etmeye başlıyor — kendini tanıma yolculuğunun bazen rahatsız edici sorularla ilerlemesi de bundan.
Hayatı Fazla Ciddiye Almadan, Kendini Daha Ciddiye Almak
Kitabın dili, klasik psikoloji kitaplarından ayrılan yönlerinden biri. Hasanoğlu bazı konulara oldukça doğrudan yaklaşırken zaman zaman mizahı ve ironiyi de kullanıyor. Bu durum kitabı ağır bir psikoloji metninden ziyade gündelik hayatın içinden düşünceler üzerine kurulmuş bir okuma hâline getiriyor.
Her şeyi kontrol etmeye çalışmak, sürekli mutlu olmak istemek, ilişkilerden kusursuzluk beklemek veya hayatın bütün sorularına kesin cevaplar aramak yerine; insan olmanın çelişkileriyle birlikte var olabilmek daha gerçekçi bir yaklaşım olabilir. Belki de bazen hayatı biraz daha az ciddiye almak, kendimizi ise biraz daha yakından dinlemek gerekir.
Bir Kitaptan Çok, Kendine Tutulan Ayna
Hayat ve Diğer Hastalıklar, baştan sona tek bir düşünceyi anlatan bir kitap değil. Farklı konulara değinen denemeler üzerinden ilerlediği için bazı bölümler diğerlerinden daha fazla düşündürebilir. Ancak kitabın bütünü, insanın kendi davranışlarına, ilişkilerine ve duygularına başka bir gözle bakmasını sağlıyor.
Okurken yalnızca “Bu kitap bana ne anlatıyor?” diye değil, “Ben kendi hayatımda bunu nerede yaşıyorum?” diye düşünmek daha anlamlı olabilir. Çünkü psikoloji kitaplarının en değerli tarafı bazen bize yeni bir bilgi öğretmeleri değil, zaten bildiğimizi sandığımız bir şeyi yeniden fark ettirmeleridir.
Bu kitaptan ilhamla daha önce, kitaptaki bir bölümden yola çıkarak karar verebilmek üzerine de yazmıştım — eğer seçim yapmakta zorlanıyorsan o yazı da ilgini çekebilir.
Eğer insan ilişkilerini, aşkı, yalnızlığı, çocukluk deneyimlerinin bugüne bıraktığı izleri ve kendi davranışlarının ardındaki nedenleri daha yakından düşünmek istiyorsan, Alper Hasanoğlu’nun bu kitabı üzerine düşünmeye değer bir okuma olabilir.
Yazar Hakkında
Alper Hasanoğlu, psikiyatrist ve psikoterapisttir. İstanbul Erkek Lisesi’nin ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde eğitim aldı; fizyoloji ihtisasının ardından İsviçre’nin Basel kentinde psikiyatri ihtisasını tamamladı. Psikiyatri ve psikoterapinin yanı sıra felsefe ve nörobiyolojiyle de ilgilenen Hasanoğlu’nun yayımlanmış çeşitli kitapları bulunmaktadır.
Hayat ve Diğer Hastalıklar, onun insan ruhunu günlük hayatın içindeki ilişkiler, duygular ve davranışlar üzerinden ele aldığı eserlerinden biridir. İlk olarak 2018 yılında yayımlanan kitap, daha sonraki yıllarda farklı bir yayınevi tarafından yeniden basılmıştır.
İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler | Kitap İncelemesi
Alfred Adler'in İnsanı Tanıma Sanatı; davranışların ardındaki amacı, çocukluğun sessiz etkisini ve aidiyet duygusunu anlatan bir psikoloji klasiği.
Neden Meditasyon Yaparız? Kitap İncelemesi – Goleman & Rinpoche
Tsoknyi Rinpoche ve Daniel Goleman'ın "Neden Meditasyon Yaparız" kitabı; meditasyonu zihni susturmak değil, onunla şefkatli bir ilişki kurmak olarak anlatıyor.
Dünyanın Kıyısındaki Kafe - John Strelecky
John Strelecky’nin Dünyanın Kıyısındaki Kafe kitabı; “Neden buradayım?” sorusuyla hayatın içinde kaybolurken kendine dönmeyi anlatan sakin bir yolculuk.